d(¬,¬)b

GNU, Linux, Arch, Matematik, Fizik

Pardus Göte mi Geliyor?

with 39 comments

Zamanında “10 Adımda Pardus’çuları Troll’lemek” başlığıyla bir yazı yazmaya başlamıştım ama hiçbir zaman tamamlayacak vaktim olmadı. Ve şimdi belki de Pardus’a dair tek üzüldüğüm şey bu: O yazıyı bundan sonra tamamlamamın ya da tamamlamamamın bir önemi olmayacak.

2005 yılında başlayan, başlarda “milli işletim sistemi” gibi saçma bir tabirle reklamı yapılan, daha sonra -yanlış değilsem- projede şahsım adına saygı duyabileceğim nadir insanlardan biri olan Onur Küçük’ün bir röportajında “Pardus milli bir işletim sistemi değil, ulusal bir Linux dağıtımı.” sözüyle *kısmen* düzelttiği bir yanlışla dağıtılan Pardus projesi sona (yani göte) gelmek üzere. Projenin temel taşları son günlerde istifa dilekçelerini sunuyorlarmış TÜBİTAK’a. Bu zamana kadar olan olayları çok ayrıntılı bilmiyorum takip etmediğim için. Tek bildiğim TÜBİTAK’ın (Pardus’çulara göre) projeyi sonlandırmak adına bir sürü yanlış (bana göre doğru?) adımlar atmış olması. Bunun sonucunda bir bir ayrılan geliştiricilersiz kalan Pardus, bitmek üzere.

Geçen aylarda Pardus’un sadece kurumsal alanda devam edeceğini duymuştum. Masaüstünde Pardus desteği sona erecekti yani. Ha bunu öngördüklerinden midir nedir, birtakım geliştirici (?) şahıslar “Turkuaz” kod adlı “Pardus tabanlı bir Linux dağıtımı” yapma yolunda birkaç komik adım attılar penguen adımı misali, sonuçta tökezleyip oldukları yere yıkıldılar. Bu da mutlu edici bir gelişmeydi tabi benim için. Nitekim Pardus’un varlığı bile birçok yanlışla harmalanmış koca bir yalanken tüm bu saçmalığı temel alan başka bir Linux dağıtımı? Yanlıştı ve olmayacak.

Geçen yıl Pardus’un yakın zaman içerisinde bitmesini öngörüp bunu dilediğimi belirttiğimde çok ağır tepkilerle karşılaşmıştım. İnsanlardaki gizli milliyetçiliğin bir yazılım, hele ki özgür bir yazılım söz konusu olduğunda bu kadar görünür olması beni çok şaşırtmıştı. Ama zaman içerisinde alıştım buna ve hatta expert oldum, bu konuda 10 maddelik (Bkz: 10 Adımda Pardus’çuları Troll’lemek) bir yazı bile yazmaya kalktım. Ben işin her zaman için eğlencesindeyim tabi, diğerlerinin tabiriyle taşak geçiyorum ama ciddi olarak konuşmak gerekirse bu çok iyi bir gelişme oldu. Peki neden?

Öncelikle Pardus neydi, neyi amaçladı, artısı neydi, eksisi neydi; hepsini bir kenara bırakalım. Çünkü Pardus Everest’in tepesinde yaşayan tek canlı da olsa, bulunmaz Hint kumaşı da olsa, Higgs bozonu da olsa milletin Pardus’a, Linux’a ve genel anlamda yazılım dünyasına yaklaşımı çok önemli. Bu yaklaşımın ne kadar absürd olduğunu bazı gerçekleri kabul ederek kontrol edebiliriz.

– Pardus, asla bir “milli işletim sistemi” olmadı.
– Çünkü Pardus, Linux tabanlı bir Linux (supposed to be GNU/Linux) dağıtımıydı. “Linux tabanlı” kısmı garip kaçıyor, farkındayım.
– Ve Linux herhangi bir millete, dine, siyasi görüşe ait olamayacak ortak bir yazılım. Linux’un felsefesi ve olayı bu; Linux bir topluluk işi ve topluluk denilen şey de ırk, din, dil, coğrafya ayrımı yapmadan herkesin bir araya gelerek oluşturduğu bir kavram. GNU da öyle. Zaten bu kavram en temelde özgür yazılım mantığına aykırı. O sebeple hiçbir GNU/Linux dağıtımı milli olamaz.
– Pardus’un kendine has bir paket yöneticisi vardı. Yani Pardus, yıllardır var olan tüm paket yönetim sistemlerine yüz çevirip kendi paket yöneticisine sahip olmak istedi. Bu çok güzel bir şey! Ama Pardus’un amacıyla çelişen bir şey. Nitekim farklı bir paket yönetim sistemi, farklı bir paket türü demek. Eh çok meşhur programların .pisi formatına getirilmesi biraz uzun sürecekti. Yoldan geçen birinin Ubuntu yerine Pardus’u seçmesi için bir sebep midir bu?
– Pardus asla özgür olamadı, birçok Linux dağıtımı gibi. Zaten GNU/Linux adı altında tanıtıldığını da duymadım ben hiç. Bunu bir nebze kabul edebilirim. Ama destek? GNOME masaüstü ortamına asla resmi destek verilmedi mesela. Bir ara bir grup böyle bir projeye girişti ama hayaller gerçek olmadı ve Pardus, temelinin güttüğü felsefeye zıt bir şekilde tekdüze bir ortama sahip oldu. 6 yılda da kimse buna engel olmadı. 6 yılda bir boku daha beceremediler yani.
(*_*) – Pardus’un reklam işlerini yürüten şahıslar gerizekalı oldukları için o konuya girmek bile istemiyorum aslında. Ama işin derinliklerine dalanların Pardus’a sırt çevirmelerinde en büyük etkenlerden biri o gerizekalılardır. (Benim de sebeplerimden biridir bu, o sebeple başına birkaç yıldız ekleyeyim.)

Dalmış gitmişim, daha yazsam yazarım. Kısaca bunlar sanırım aklımdan geçenler. Şimdi gerizekalı milletimizin Pardus’tan beklediği şeyleri ve düşüncelerini yazalım bir de:

– Türk yapıyorsa kullanmalıyız! Yerli malı, yurdun malı; herkes onu kullanmalı!
– Türkler yapıyo abi ya!
– Bu, ülkemizin dışa bağımlılığını azaltmak için güzel bişe.
– WİNDOWS AMERİKA’NIN OYUNU ZATEN, MİLLİ İŞLETİM SİSTEMİMİZLE BUNA BİR DUR DEMELİYİZ!
– SüFéE yhaa süFé! Msnme girebiliorm! =)
– Kanka Türkler bi işletim sistemi yazmış, görmen lazım.
– BAŞLAT’A TIKLAYINCA İSTİKLAL MARŞI OKUNUYORMUŞ, ARKA PLANDA DA TÜRK BAYRAĞI VARMIŞ.
– Pardus’u yapanlar MİT’te çalışıyorlarmış.
– Atatürk yaşasaydı tüm okullarda Pardus kullandırır, Windows’u yasaklatırdı!!!

… vs vs vs, bu daha uzar gider böyle. Gerçekler ve beklentiler ortada. Bir tarafta yazılımdan çok fazla bir şey anlamayan ya da anladıkları halde faşistliklerine yenik düşen genç Kemalistlerimiz, bir tarafta da bu işi yapması için kandırılmış ya da beyni yıkanmış birtakım geliştiriciler… Ortam karman corman tabi, eh bu karışıklıkta elbet benim gibi troll’ler de ürer!

Pardus hiç olmamalıydı. Bu, büyük bir iddia değil. Geçen yıl öngördüğüm bir şeydi. Ve hayır, sarışın mavi gözlü değilim. Atatürk’le de bir kan bağım yok ama bunu biliyordum. Nasıl mı? %50 olasılık vardı zaten, şansıma attım ve tuttu. Ama iyi sallamışım da böyle biteceğini tahmin etmemiştim hiç, işler çok komik bir hal aldı. Şimdi bu aşamadan sonra Turkuaz Linux’un (Bu saçmalığın yanına Linux adını getirmek bile mide bulandırıcı.) ne olacağını merak ediyorum. Pardus bitti ya? Neyle devam edilecek? TÜBİTAK’a tepki olarak doğan bir Linux çöplüğü daha… GNU/Linux değil tabii ki.

Pardus bizim için araba markasıydı biraz. Motorunu Almanya’dan, boyasını bilmem nereden, koltuklarını bilmem nereden aldığımız (Motor kısmı için Almanya’dan da emin değilim ama Audi’ye saygım var.) bir araba bu. Biz sadece boyadık, süsledik, sürdük. (Lan olm “biz” deyip duruyorum 2 seferdir, töbe valla, Allah varsa uzak tutsun beni, amin.) Yani biz ortaya sıfırdan bir şey sunmadık çoğu milletvekilinin ve vatandaşın sandığının aksine. (Sandığının derken…) Türkiye’de sıfırdan yazılan bir şeyler vardı, onların “milli işletim sistemi” adı altında dağıtılması bana dokunmazdı çünkü güdecekleri felsefe de ona göre bir şeyler olurdu, Linux’taki gibi değil. Zaten bizim yanıldığımız noktalardan biri de bu; biz kullandığımız ya da desteklediğimiz şeyleri kendi duygu ve düşüncelerimize mal ederek anlatıyoruz başkalarına. Başlat’a Atatürk’ün kafasını koyup başlangıç müziği olarak İstiklal Marşı’nı seçmek hastalıklı bir Türk alışkanlığıdır.

Bugün akşam 3 yıl öncesinin yazısını okudum. 3 yıl önce, MS’nin projelerinde görev alan koyu fanatik (kendisi her ne kadar aksini iddia etse de) Windows (ve MS) taraftarı bir yakınımın çok övdüğü bir adam tanımıştım: Daron Yöndem. O zamanlar, bilgili ama (bana göre) ters bir şeyde bilgili olduğunu düşündüğüm adamın 3 yıl aradan sonra bir blog yazısını gördüm ki şahane bir şey. Troll’lediyse helal olsun, ben bile burada saç baş yoldum. Ama troll’lemediyse Türk halkından özür dilerim, acilen Pardus’u tekrar ayağa kaldırıp Başlat’a Atatürk kafası koyalım! Yazıdan birkaç kesit:

Ahh ahh :) Pireler berber iken ben demiştim ki “Dünyada hiçbir kurum istemci tarafında Linux’e kurumsal destek vermiyor”.

Yazıyı ilk okuşumda şu cümleden sonra okumayı bırakmıştım çünkü Linux maalesef çok hatalı bir şekilde “linüks” şeklinde okunuyor ve ya cahillikten ama çoğunlukla da taşak geçmek amacıyla bu yanlış bol bol yapılıyor. O sebeple böyle telaffuz edenlerin diğer düşüncelerine değer veresim gelmiyor ama buna devam ettim, iyi ki de etmişim.

Güvenlik diyorsunuz, devletlere kodlar açılıyor diyoruz ayrıca dünyada en hızlı güvenlik açığı kapatan firma MS!

Bu kısma hiç girmeyeyim ama ek olsun, burada dursun. Çerçeve yapılabilir, çohoş.

Bir yazılımın özgür olması herkesin “beleş” olarak kullanabilmesine tekabül ediyor. Bu durum beni bir yazılımcı olarak üzüyor. Çünkü “özgürlük” pozitif birşeyken bir programcı olarak “beleş yazılım” benim için negatif değerler tanımlıyor. Kodu yazan ve bu işten para kazanan tarafta olmamın benim düşüncelerimin bu şekilde şekillenmesinde eminim ki etkisi vardır. Ben isterim ki benim de ürettiğim yazılım özgür olsun :) ama beleş olmasın! Var mıdır bunun bir çözümü? Varsa işte bu konuda belki beni aydınlatabilirsin. Eğer yoksa “özgür” demeyelim bu yazılımlara “ücretsiz” diyelim :)

Şimdi bu kadar sertifika almış, bilgili bir adamın özgür yazılımdan bihaber olması, benim Türklerin yazılım konusundaki zeka miktarına olan inancımı bir kere daha yerle bir etti. O da apayrı bir yazının konusu belki de ve şimdi ne söylesem +18 kaçacak.

Bunların dışında bir de “Linux açık kaynak kodlu olduğu için güvenlik açığı daha fazladır.” gibi klişe bir liseli yorumuna imza atmış kendisi ki o ayrı bir şahane yorumdu ama şimdi bulamadım, o yorumlarda var bir yerlerde. Zaten Linux’tan bahsederken özgür yazılım kelimesini kullanamamasının sebebi de bir üstteki cahilliğine işarettir. Şimdi ben bunları niye yazdım, yazı niye karman corman oldu ve tüm bunların alakası ne?

Yazıyı okumaya başladığımda adamın Linux’a saldıracağını düşündüm, sonra Pardus’a bok attığını gördüm, sevindim. Sonra özgür yazılıma dair bi’ sik bilmediğini görüp “Düşmanımın düşmanı gerizekalıysa dostum değildir.” felsefesine göre kendisini görmezden gelmeye karar verdim. Ama Daron Yöndem, Pardus ve Türkiye’de Linux gerçeğine çok sağlam bir örnek. “Okumuş ama adam olamamış” tipine tam bir örnek. Bu adamın yıllarca yazılım dünyasına (yani Windows dünyasına, but whatever) katkı sağlayıp tee Emerikalarda seminerler verdiğine inanabiliyor musunuz? Ama buna rağmen ne Linux’u ne de Pardus’u eleştirebilecek bir gram zekaya/bilgiye sahip değil. Vah vaah, bu böyleyse Türk halkını hayal edemiyorum ben. Gerçi etmeme de gerek kalmıyor. Türk halkı Linux’u Türkler yazdı sanıyor!

Ne diyorduk? Ha Pardus, o göte geldi ya. Sebeplerinin neredeyse tamamını yazdım yazıda. Bu kişisel bir blog’un kişisel bir yazısı olduğuna göre kişisel kısma gelelim (Zaten orada değil miydik?), benim Pardus’u sevmeme ve onaylamama sebeplerim:

– GNU/Linux değildi.
– Asla milli diye tanıtılmasına göz yumulmamalıy.
– Tekdüze bir masaüstü ortamını sunmamalıy.
– Fantezi olarak ortaya çıkmış kendi paket yöneticisi, güdülen kamu amacı için büyük bir yanlış.
– Geliştiricilerin bazıları bu kadar gerizekalı olmamalıy.
– Asla ve asla devletin, bir devlet kurumunun tekelinde olmamalıy.
– Türkçeyi daha iyi konuşabilmeliydi.
– Bla bla bla…

Ya Turkuaz Linux? Turkuaz’, değil mi? Hafızam beni yamultmasın. Bir ara da Tulga var, isim benzerliği oradan geliyor olsa gerek.

Pardus göte geldi. Kaybettiğimiz hiçbir şey yok. Varlığı çok şey kazandırdı tabi, bolca mal tanıdık, bolca eğlendik orada burada. Ama her eğlence bir süre sonra sıkıcı olmaya başlar, bu da öyle bir fanteziydi. Ha şu “öğrenci stajları” meselesi var bir de. Evet, Pardus’un geliştirici yaş ortalaması 16’ydı zaten ve ortada bir sürü geliştirici (?) var şu anda. Ben şunu merak ediyorum: Bu yaş ortalamasını elde etmek için gerekli olan şey gerçekten Pardus muydu? Yoksa verilmek istenen eğitim LFS üzerinden de verilemez miydi? Şu siktiğimin dünyasında hiç mi end-user Linux dağıtımı yoktu? Yoksa amaç “milli” lafının altına sığınarak bir şeylerden kazanç elde etmek, reklam yapmak mıydı? TÜBİTAK bok mu yedi yoksa fark etmeden kendi hatasını mı düzeltti? Ne oldu? Bilmiyoruz. Tek bildiğimiz; Pardus’tan kurtuluyoruz. Daha temiz bir GNU/Linux deneyimi için de distrowatch.com‘a tıklıyoruz.

*Ölü penguen resminin manidar olması dileğiyle.
**Daron Yöndem’in yazısı

Written by jeaquares

29 Kasım 2011 23:57

Kategorisiz kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

39 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Dikkatli okuyunca ve senin trollüklerine alışkın olunca, evet, savunduğun pek çok şey cidden doğru. Pardus projesi başından beri çok fazla hata yapıyordu. En büyük hatalarından biri de Red Hat, Suse gibi çok başarılı kurumsal Linux dağıtımları varken “Biz de kurumsal Linux çıkartıcaz” deyip bu işe girişmek ve sonuç olarak sadece biraz daha eski makinelerda çalışabilecek, nispeten daha stabil ama daha da kısıtlı bir dağıtım oluşturmaktan öteye geçemediler.
    Aslında proje tek bir yolda (masaüstü dağıtımı) ilerleyip dışardan katkılara kapalı olan politikasından vazgeçseydi cidden kurtulabilirdi. Ama maalesef aynı tas aynı hamam devam ettiler. Geliştiricilerin aylarca güncellemediği bazı paketleri Sudrap’ta ya da onun gibi yerlerde en ufak güncellemede paketleyen adamlar mevcuttu. Hem de paketleri gayet güzel çalışıyordu. Peki bunların depoya alınmama sebebi ne? Tanımıyor oluşları mı? Yoksa “varsa yoksa TÜBİTAK” mantığı mı?
    Son olarak bir abimizin, hem de zamanında Pardus’a çoğu geliştiriciden (Onur Küçük gibi baba geliştiriciler hariç) kat ve kat daha fazla katkı sağlamış birinin karşılıklı dialoğumuzda kullandığı bir cümleyi söylemek istiyorum: “Pardus özgür yazılım olarak kesinlikle başarısız bir proje. Gerçi normal bir yazılım olarak da ne kadar başarılı olduğu ayrı bir tartışma konusu…”

    Köfte

    30 Kasım 2011 at 00:44

    • Valla gozlerim yasardi. :) Seninle anlasamadigimiz tek konu buydu, artik bunda da ortak bir payda bulabildigimize sevindim. Tesekkur ederim guzel yorumun icin.

      jeaquares

      30 Kasım 2011 at 01:30

  2. Malum yazının yorumlarından iki tane alıntı yapayım

    Çakma” kelimesinin bu kadar ağır gelmesi ilginç. Ben Pardus ekibinde olsam bunu kabul ederdim :) Sonuçta Çakma… Bir yerden alıp üzerine ekleme yapıyorsunuz
    Daron Yöndem

    Bugün Windows “bedava” artık lisans ücreti istemiyoruz dense Open Source destekçilerinin büyük bir çoğunluğu Windows’a geçecektir. Üstelik “Kaynak Kod” denilen şeyi hiç takmayacaklardır. Zaten onlar için “Kaynak Kod” önemli değil önemli olan “beleş” olmasıdır.
    oğuzhan şahin

    Özgür Yazılım böyle anlaşılıyorsa tıtup kamu için özgür yazılım geliştiren adamlara bu kadar saldırılması da doğaldır bence.

    Uğurcan Ergün

    30 Kasım 2011 at 01:11

  3. Para olarak bakılınca windows özgür sayılır, ev kullanıcısı için :)

    Pardus için GNOME kurmuştum.
    Beğenmiştim de. Ara sıra çökmesi dışında iyiydi.
    Milletin Linuxlardan gözünün korktuğu bir zamanda GNOME gibi kullanıcıdostu masaüstü ortamını neden kullanmadıklarını hiç anlamadım.

    Son zamanlarda görüşüm odur ki;
    Yenilik, yeni paket yöneticisi yapmak değil, unity gibi arayüz yapabilemektir.
    İyi-kötü tartışılır ama kesinlikle farklı. İlle de tartışılırsa iyi derim :’)

    İlle de paketse, debian iyiydi bu konuda.
    pisi paketleri boş-beleş işler değildi ama ille de enerji harcanacaksa zaten altyapısı güzel bir sisteme daha güzel bir üstyapı inşa ederek yapılabilirdi. Paketlere sonradan dönülebilirdi.

    Hala da yapabilirler.

    Jemand in der TR

    30 Kasım 2011 at 03:17

    • Soyle birkac yuzeysel hatan var:

      – Unity gibi bir arayuz yapabilmek onemli degildi Pardus’un amaclari icin. Amac kullanim kolayligi olmaliydi. Unity’nin ne kadar kullanici dostu oldugu tartisilir bu baglamda.
      – Paketlere sonradan donmek? PiSi guzel sistem, en azindan guzel bir dusunce. Ama Pardus’un en kisa surede kamuda yayginlasmasi icin arkasinda sayica ve nitelik acisindan guclu bir paket yonetim sistemi olmaliydi. PiSi o sebeple kaybetti.
      – Ve artik bir sey yapamazlar. Bitti. O gemi kacali 6 yil olmus.

      jeaquares

      30 Kasım 2011 at 03:28

  4. Yazınızı sağlam temellere dayandırarak güzel bir eleştiri yapmak yerine, ölü penguen fotoğrafı koyarak, bir sürü mal tanıdık iyi oldu diyerek, Atatürk, milliyetçilik, Türkçülük gibi kavramlarla ilinti kurarak, kesinlikle ciddiye alınmaması gereken bir hale getirmişsiniz.

    İmkanınız olsaydı da dertlerinizi, tasalarınızı, türlü türlü konferanslarda, panellerde, toplantılarda gelip yüzümüze söyleseydiniz, ama kısmet değilmiş demek ki veya klavyenin arkasına sığınmak kolay geldi belki de.

    Pardus hakkında ortalıkta yayınlanmış yüzlerce yerli/yabancı inceleme var. Biraz okuyun, gözatın, ve diğer Linux dağıtımları için asla söylenmemiş, zikredilmemiş olan yapıcı ve onurlandırıcı yorumlara kulak verin.

    Son olarak siz istediğiniz kadar ortaya çıkartılmış olan açık kaynak bilgi birikimini, her yıl alınan 20 küsür stajyerin özgeçmişlerine Türkiye’deki sahipli yazılım kölesi akademik kurumlarda asla yaşayamayacakları deneyimleri eklemelerini, iyi dostluklar kurmalarını gözardı edin, önemli olan sizin yüzeyel fikirleriniz değil insanların yaşadıkları, edindikleri, gördükleri, kendilerine ve camiaya kattıklarıdır.

    Saygılar
    Tanıdığınız bir “mal”
    Pardus Geliştiricisi

    Ozan Çağlayan

    01 Aralık 2011 at 10:19

    • O zaman neden ciddiye alip cevap yazdiniz? Hem de koskoca gelistiricisiniz? :)

      Siz, “yapici” elestiri yapmami beklemissiniz. Niye? Pardus’la herhangi bir bagim yok ya da bu projeyi desteklemek zorunda degilim? Pardus’un bu ulkeye ne kattigi da umrumda degil? Projeyi dogru bulmuyorum? Bu yuzden dalga gececegim yerde dalgami geciyorum? Burada makale yazmiyorum, “kisisel bir blog”dasiniz ve kisisel bir yazi okuyorsunuz. Bu yuzden burada sizin beklentilerinizin bir gecerliligi yok. Ayrica tum gelistiricilere mal demisim gibi bir izlenim birakmissiniz. Oyle bir sey yapmiyorum. Ustunuze alinmanizi gerektirecek bir durum yok. Sizi, siz bu yorumu atana kadar tanimiyordum bile. Ha son olarak; duygu ve dusuncelerimi size “duzgun yollarla” aktarsaydim, kendi gelistiricilerini adam yerine koymayan sizler muhtemelen donup cevap vermeye bile tenezzul etmezdiniz.

      jeaquares

      01 Aralık 2011 at 10:49

  5. Suphanallah kardeş ibretlik paylaşım …. diyecektim ki okumadım çok uzun özet geç bir zahmet
    ben kim miyim bir tost

    cmd.exe

    02 Aralık 2011 at 02:37

  6. Bu Pardus “ölsün”, “oh iyi oldu” tamtamlarını anlayamadım. Bir yandan özgürlükçüyüm ben deyip öte yandan çıktısı/hedefi entelektüel bilgiyi saklayan sahipli yazılım zihniyetini alt etmek olan bir projenin sonlanma ihtimali karşısında duyduğunuz haz pek bir ikircikli. Türkiye’de büyük ölçekli kaç açık kaynak/özgür yazılım projesi var ki böyle olanlar da ölsün diye crossfinger yapıyorsunuz? Ne yapalım ülke olarak sadece tüketelim mi başkalarının ürettiklerini, açık kaynak/özgür yazılım camiasına hiçbir katkıda bulunmadan? Peki siz farkında mısınız Pardus projesinin Linux çekirdeğine,KDE’ye ve birçok projeye bugüne kadar yaptığı katkıların?

    Yazının geneline hakim olan milliyetçilik eleştirilerine gelirsek, Pardus’un 10’un üzerinde dile destek verdiğini biliyor musunuz? Ya da dünyaya yayılmış durumdaki topluluklarını -Almanya, Hollanda,..-. Ya da yabancı katkıcılarını. Peki siz yine rutin crossfinger’ınızı yaparken izliyor musunuz Rusya’dan insanların yaptığı çevirileri. Ben milli bir hareket çıktısı göremiyorum. Her sabah ofise gelip 7:55’te dizilip İstiklal Marşı okuduğumuzu falan mı zannediyorsunuz? Peki hangi Pardus dağıtımında faşist dokular yakaladınız? Neydi size “milli işletim sistemi” yapıldığını hissettiren, sloganlar mı? Bence ürüne ve ekosistemine bakmalısınız doğruyu görmek için.

    Siz iyisi mi kendi sandbox’ınızın bir dışına çıkın olanı görmek için, ya da devam edin dua etmeye inandıklarınızın tersine.

    Gökhan Özbulak

    02 Aralık 2011 at 03:42

    • Hele sukur birileri dogru yerden vurabildi. Su “Siz madem ozgurlukcusunuz, neden Pardus’un var olma ozgurlugune karsi cikiyorsunuz?” sorusunu ilk sorana bir adet muz hediye edecektim, adresinizi gonderirseniz bozulmadan elinize ulastirabilirim.

      Ben ozgurlukcuyum. Sadece yazilim bazinda degil, hayatin her yerinde de ozgurlukcu olmak istiyorum. Dinlere inanmiyorum, turbani sevmiyorum, sevmedigimi dile getiriyorum ama turbanli insanlarin varligina engel olmaya calismiyorum. (Ha kapanmak isteyen bir arkadasimla konusmaya calismistim ama o da beyninin yikandigina inandigim icindi.) Milliyetci degilim, istesem de olamam. Ama gidip ne BDP ne de MHP binalarini bombalama eylemlerine katilmiyorum. Milliyetci arkadaslarim da var. Aynisi diger konular icin de gecerli. Yani “x’i istememe ozgurlugune” de “x’in var olma ozgurlugune” de saygi gosteriyorum. Pardus’a gelelim. Pardus, ozgur oldugunu iddia eden ama bircok dagitim gibi ozgur olamayan, acik kaynak kodlu bir projeydi. (Bir projenin “fikir” kisminda ozgur olamamasi demek pratikte de ozgur olamadigi anlamina gelir. Jira’yi ve KDE’den baska ortamlara destek verilmemesini hatirlatirim.) Boyle bir durumda da Pardus’un ozgurlugunu tartismak istemiyorum. Ve benim ozgurluk anlayisima gore ozgur olamayan her projeyi ve varligini sonuna kadar elestirme hakkim var. (Bkz: Windows, Mac OS, Jira?) Pardus’u elestirme bicimim elestiriliyor cogu kez, yani bana gelen yorumlarin cogu “Dogru diyorsun ama yanlis ifade ediyorsun.” seklinde. Ben de o kisilere ifade ettigim seyi bu sekilde ifade etmesem ya da ifade etmek istedigimiz seyi (bu konuda) bu sekilde ifade etmesek kimsenin bizi takmayacagini soyluyorum. Dogru da soyluyorum. Ben bu sekilde yazmasam kimse okumazdi bile bu yaziyi. Ha okunmak icin de yazmiyorum, isin garip kismi da o. Demistim yukarida, burasi kisisel bir blog. Burada istedigimi yazamayacagima dair bir kural varsa gosterin, ben de bileyim. Burasi kisisel bir blog oldugu icin okunma derdim yok. Ve yine kisisel bir blog oldugu icin “kendimi nasil ifade edebiliyorsam” oyle yaziyorum.

      Ben Pardus’un varligina karsiyim ve gittigi icin de cok mutluyum. (Stallman gibi yapayim: Ben Pardus oldugu icin degil, gittigi icin mutluyum.) Cunku Pardus, bastan beri curuk bir projeydi. Bana Pardus’un 10 dilin uzerinde dil konusabilmesinden (AHAHAHAHHAHHAA), KDE’ye ya da Linux cekirdegine yaptigi katkilardan (WTF?) bahsetmeyin, n’olur. Cunku oyle bir bahsediyorsunuz ki, sanki Pardus olmasaydi 10 dilin uzerinde dil konusabilen dagitim yoktu dunya uzerinde ya da KDE bizim sayemizde yenilendi, hatta yeni surumleri de siz cikardiniz? Linux cekirdegi de yine bizim sayemizde gelisti tabi. Bu bizim Turklerin Linux’u bizim yazdigimiza inaniyor olmalari ile ne kadar paralel bir mantik! Iste siz boyle basit bir projeyi dunyanin en buyuk milli projesi gibi tanimladikca sizinle daha cook isimiz olur. Sozlerinizde “milli” lafini kullanmasaniz bile ben ta buradan aliyorum o “Biz yaptik!” hissini. Oncelikle Pardus projesindekiler yaptiklari ise duygusal olarak cok baglilar, bu sebeple ben laf ettigimde hep “gerizekali, mal” damgasi yiyorum koca koca adamlardan. Sizin bu romantikliginiz bircok seye engel tabi, bircok seye de sebep. Ben boyle “tasak geciyorsam” bunun bir sebebi de sizlersiniz. Ya da bu proje bir yerde tikaniyorsa yine sebebi sizlersiniz. Yazdiginiz kodlarin ozgur yazilim dunyasina hicbir katkisi yok, niye biliyor musunuz? Cunku Pardus’un amaci Turkiye’ye hizmet etmek, hani nerede kuresel anlayislar? Kurumsal surumu devlet dairelerimiz ve askeriyemiz icin hazirlanmiyor mu? Siz boyle bir amacla yola cikan bir yazilim butununun genel anlamda ozgur yazilima nasil hizmet/katki sagladigini iddia edebiliyorsunuz? Pardus’un milli olarak ifade edilmesinin sebebi de devlet dairelerinde kullaniminin artirilmasi icin insanlari bilinclendirmekti. PARDON! Bilinclendirmek degil o, siz oyle gosteriyorsunuz. Bu, insanlarin milli duygulari ile onlari bir seye yonlendirmekten baska bir sey degil. Bu konuda Pardus’u suclayamam tabi, boyle bir yola girisilmesinin tek sebebi de yazida belirttigim Turk insani tipleri. Baska turlu hicbir seyden etkilenmeyen bir halka yeni ve yabanci bir sey sundugunuzda yapmaniz gereken oydu cunku.

      Yazinin genelinde bahsettigim milliyetcilik olayini yaziya bagli kalarak ya da kalmayarak nasil oldu da Pardus’un Almanca da konusabiliyor olmasina bagladiniz, anlayamiyorum. Ayrica Pardus’un Almanca konusabiliyor olmasindan dogal ne var? Zaten sistemin cogunu disaridan aliyorsunuz, bunlarin da dil paketleri mevcut? Yani bunu yoldaki bir insan yutar da benim blog’umda ben? :) Ben kul yutmam! Ahahaha, komik seyler bunlar. Rusya’daki adamlarin ceviri yapiyor olmalarinin, buna istekli olmalarinin sebebi Pardus’un milli olarak ifade ediliyor olmamasi -ki yok oyle bise!- degil. Bunun tek sebebi orada yasayan, bu ise gonul vermis insanlarin benim sizin (?) gibi ozgur yazilimin ya da icinde Linux gecen her seyin daha cok kullanilmasina/duyulmasina vesile olmak istemeleri. Zamaninda ben de Ubuntu’ya cok destek vermistim, cok kisiyi Ubuntu’yla Linux’a gecirdim ama Ubuntu’nun ozgur yazilima karsi olan hareketlerini o zamanlar onemsedim mi? Ayni sey. Amacim temelde Linux’u buldurmakti insanlara. O yuzden Rusya’da olanlar Rusya’da kalsin, sizin icin bir ovgu kaynagi olmasin; koca adamlarsiniz, lutfen.

      Son olarak urune ve ekosisteme bakma olayima gelelim. Ben zaten urune ve ekosisteme bakiyorum. Urun, boyle tanitiliyor. Urun, devlet takibinde gelistiriliyor. Urun, sosyal bir proje olamiyor. Urun, bu yuzden ozgur olmadi hic. Ve ben bu urunu elestiriyorum, gittigi icin de cok seviniyorum cunku insanlara ozgur yazilimin ne olmamasi gerektigini cok iyi ogretti bu proje. Yani aslinda cok ise yaradiniz, teprik ederim. Bir ara bununla ilgili bir teprik mesaji falan yayinlayayim.

      Bu da yazidan uzun bir yorum oldu galiba ahaha. Ayrica dua etmeme ozgurlugumu sakli tutuyorum bir agnostik olarak.

      jeaquares

      02 Aralık 2011 at 14:33

      • Yanlışsam düzeltin; şu anda bilinçli olduğunuzu varsayarsak, Ubuntu’nun da özgür yazılım karşıtı eylemleri nedeniyle bitmesini dilemelisiniz, diliyor musunuz ? Bence hayır, çünkü yararları ile zararları arasında büyük fark var. E aynı mantığı Pardus’a uygularsak neden kesinlikle bitmeli sonucu çıkıyor ? orayı tam kavrayabilmiş değilim. Onun dışında yukarıdakilerin çoğuna ben de katılıyorum ama özgür yazılıma en ufak bir yararı olabilecek durumdan neden çöplüğe yol alsın ki ?

        Tayfun Kayhan

        07 Ocak 2012 at 16:51

  7. […] d(¬,¬)b […]

    demo | Lesvosnews.net

    02 Aralık 2011 at 14:05

  8. Daron Yöndem’in ne bok olduğunu yeni mi anladın?

    Bu yazıdaki herşeye katılıyorum ve gayet esprili bir dille bunları gün yüzüne çıkarmış olmanı tebrik ediyorum.

    İsmini açıklamak istemeyen bir seyirci

    05 Aralık 2011 at 04:03

    • Ozellikle takip ettigim biri olmadigi icin bilmiyordum. Bundan sonra ozellikle takip edecegim sanirim.

      Ve tesekkurler.

      jeaquares

      05 Aralık 2011 at 12:20

  9. Pardus’un milli isletim sistemi zevzekligi tam bir ucuz pazarlama stratejisi idi. Muhtemelen Ali’nin ya da Erkan’in basinin altindan cikan dahiyane bir fikirdir.

    Daha sonra bu sacmaliktan cark eder gibi oldular.

    Sadece kurumsal surumun cikarilacak olmasi Pardus’un terminal doneme girdigini gosteriyor. Yani olumden onceki son asama. Bir sabah uyanacagiz ve Pardus artik olmayacak.

    Buna sevinmeli miyiz? Hiç kimseye ciddi bir faydasi olmayan bir proje zaten. Sevinsek ne olur sevinmesek ne olur?

    Bu arada kernel’a, KDE’ye ve diger bilesenlere yapilan katkilari goz ardi etmemek lazim. İyi kotu vardir bir seyler ve bir kullanici olarak bu katkilari yapan insanlara tesekkur ederim.

    Son sozum su: vurmayin Pardus’a. Hatta hic sallamayin. Zaten olecek, yerli dagitim diye baslayip kendi kafalarindan olmayan herkesle kavga eden, dislayan bir ekibe sahip zavalli bir acik kaynal projesi olabildi sadece. Ozgur yazilim degil dikkatinizi cekerim. Adamlarin eposta listesini okursaniz degil disaridan insanlari, kendi gelistiricilerini bile disladiklarini ve ne kadar tatsiz bir ortamlari oldugunu gorebilirsiniz.

    Basarisiz bir proje olarak zaten olume mahkum, nostalji olarak kalacak…

    ahmet

    06 Aralık 2011 at 12:04

  10. Ayrica hala ilk cekirdek ekibin yaptigi isin kaymagini yiyorlar. Su anki ekibin yarisindan fazlasi COMU’den gelen tirt elemanlardan olusuyor.

    ahmet

    06 Aralık 2011 at 12:10

  11. ”Bu, insanlarin milli duygulari ile onlari bir seye yonlendirmekten baska bir sey degil. Bu konuda Pardus’u suclayamam tabi, boyle bir yola girisilmesinin tek sebebi de yazida belirttigim Turk insani tipleri. Baska turlu hicbir seyden etkilenmeyen bir halka yeni ve yabanci bir sey sundugunuzda yapmaniz gereken oydu ilgisayarcunku.”
    Daha dün akşam saatlerinde yaptığım sunumumda, ”Gelişmekte olan ülkemin güzel insanlarına” bilgisayar denilen icatın sadece Windows ile çalışabilen bir şey olmadığını, yeryüzünde farklı işletim sistemlerinin de bulunduğunu anlatmaya çalıştım. Bunun üzerine yüce öğretim görevlimiz -Haaa milli işletim sistemi vardı neydi o ? şeklinde bir çıkış yaptı. :) Bu sefer de aslında 1991 yılında, Finlandiyalı bir bilgisayar bilimleri öğrencisi tarafından geliştirilmeye başlanmış Linux adında bir çekirdek olduğunu, zaman içinde birçok gönüllünün katkılarıyla bu çekirdeğin gelişerek günümüzdeki haline geldiğini ve Pardus’un bu çekirdeği kullandığını söyledim. Ayrıca Pardus’un KDE denilen bir masaüstü ortamına sahip olduğunu ki bu ortamın da, çekirdeğin de tüm dünyadaki geliştiriciler tarafından Genel Kamu Lisansı ile lisanslanarak üretildiğini, yani Pardus’un bileşenlerinin millilikten öte herkesin malı olduğunu anlatmaya çalıştım.
    Aldığım tepkiler:
    ”Bu bölümde ne işin var, git bilgisayar mühendisi ol sen”
    ”Ne diyo la bu hahahaha çatlak”
    Bu topluma böyle pazarlama stratejisi, kimse kusura bakmasın.

    Anonim

    06 Aralık 2011 at 12:47

  12. Özgürlükmüş… Bügün kodunu açan yarın götünü açar.

    Derman

    10 Aralık 2011 at 14:11

  13. bu kadar detaya gerek yok. linux sosyalisttir. pardus kullanışlı, yeterli ve iş görüyor. emekçilerine teşekkürederiz.

    ismail

    12 Aralık 2011 at 07:49

  14. Özgür ve açık kaynaklı yazılımla para kazanılır, internette ingilizce olarak araştırırsan bir bununla ilgili bir çok bilgiye ulaşabilirsin. Programları direkt satma olayı değil ama danışmanlık, teknik destek, yeni sürümler yada bir firma çalışanı olmak gibi, en önemlisi yurt dışında gelişen ama ülkemizde senin gibi mankafalar(para manyakları) yüzünden gelişemeyen bağış kültürü var.

    Mehmet

    15 Aralık 2011 at 02:30

  15. para manyağı değilim. satmak yerine paylaşmak ya da kölelik yerine arkadaşlık iyidir. özgür kaynaklı yazılımla para kazanılsın. ne de olsa dünyada kapitalizm hüküm sürüyor. ekmek almak için para lazım. Olanağım ölçüsünde faydalı olmak benim için de geçerli. Hiçbirşey olsa da Pardus kullanmak da bunun ilk adımı. windows kullanıcı sayısı üzerinden reklam yapıyor. Kopyaları da sayıyorlar.
    İnsanlar özel işleri için (teknik destek, danışmanlık) ödeme yapabilrler. bu işe emek verenler birçok yan koldan geçimlerini sağlayabilirler. Bunda hükümetler öncü olmalı. önemli olan çoğunluk standart kullanıcı için özel şirketlere muhtaç olup internet için lazım olan araçları satın almak gerekmesin. en basitinden internet kütüphanedir. kütüphaneler de halka açık olmalı.

    bu konu bitmez. çok fazla birşey söylemeye gerek yok. zaten problemsiz bir alan da yok. insanlık başaramamış, geri kalmış. konu barış içinde paylaşarak kavgasız yaşama meselesi. Büyük bir kalabalığın birincil gereksinimlerinden yoksun olduğu ve gözümüzün önünde öldüğünü gördüğümüz bir zamandayız. iyi bir tarafa gider diye bir umudum yok, sadece detayı fazla olan bir düşünce. önemli birşey değil. hoşçakalın.

    ismail

    15 Aralık 2011 at 10:32

  16. Vay be Mervecan
    Sonunda aynı fikirde olabildik
    Bu yazına sonuna kadar katılıyorum (Tulga kısmı dışında Tulga hiç bir zaman Pardus tabanlı olmadı hafızan seni yamultuyor..)

    Pardusun pekde iyi gitmediği zaten son zamanlarda belli oluyordu..
    Şahsen kendi fikrime göre proje sona erse bile çokda birşey kaybetmeyiz..
    Bir hata bildirimine 1 ay sonra yanıt veriliyorsa zaten pek destek yok demektir..
    Son zamanlarda hem özgürlükicin.com hem de pardus-linux.org site ve forumları epey boştu yardım edecek kimse yoktu..

    Öngörün gerçekleşirmi gerçekten bilmiyorum ama ne demişler ( Ölen ölür kalan sağlar bizimdir..)

    Bu arada sonunda Arch kullanmayı öğrenmişin helal olsun :)

    ramboberk

    19 Aralık 2011 at 22:34

  17. Daron’un siteye yıllar sonra sayende girdim. Unutmam için 5 sene falan geçmesi gerekecek en azından her yerde sertifika falan yokmuş iyi. Cahil işte… Kafasını ne kadar teknik bilgiyle doldursanda cahil.
    Pardus konusunda haklısın. Topluluk tarafında bir süre destek vermeye çalıştım ama bana göre değildi ama özgür yazılıma büyük bir katkı vermese de gençleri gaza getirecek önlerine atılacak bir havuç olmuştu. O gençlerden bir kişi bile özgür yazılıma katkı veren bir hale gelmişse ki eminim daha fazladır benim açımdam yeterli olmuştur. Paket yöneticisi, milli dağıtım diye lanse edilmesi ve diğer konularda ise tamamen haklısın.

    Ceyhun Alyeşil

    06 Ocak 2012 at 09:37

  18. Pardus zaten sakat doğmuştu, linux’e orijinal birşeyler kazandıramadan gitti. Tamam pisidir ne biliyim hoşt çomar kaptan, batıyoruz aman bişeyler yapmışlar ama.. harbiden kim istedi ki bunları, yani ne gerek vardı? Zaten onyüzmilyonlarca dağıtım vardı bunları düzgün, sistemli ve güncel bir şekilde yapan..

    Türkiye'nin yüzde bilmem bin kaçyüzde yetmiş milyonu, kısaca gerizekalı

    27 Şubat 2012 at 00:59

  19. Yazıklar olsun diyorum bunları yazanlara, başkada bir şey demiyorum.

    Anonim

    13 Mart 2012 at 20:48

  20. pardusu bu kadar kötülemenizin sebebini bir türlü anlıyamıyorum.bugün ülkemiz Amerikan,İngiliz ve İrlanda,İsrailyazılımlarının elinde şu anda tehtit halinde durmaktadır………

    Anonim

    14 Mart 2012 at 20:53

    • Windows’un yanında Ubuntu da kullanan biriyim. Pardus’u da bir ara denedim ve donanım konusundaki yetersizliği için bıraktım. Bir webcam kurmak için 1 hafta uğraştım sonuç olumsuz. Ama ubuntu hemen tanıdı. Pardus kullanma konusu belki de benim beceriksizliğimdir. Bilmiyorum.

      Uzun süredir Pardus’un web sitesini dahi ziyaret etmiyorum. Projenin bittiğini(!) bile yeni farkettim.

      “Özgür yazılım” bence bu kadar özgür olmamalı. Bir Linux kerneli üzerine yapılan on binlerce dağıtım ve onun alt dağıtımları var. Örn: kernel>debian>ubuntu>mint>mint falan edişın… Bu bir kere bana göre kod çöplüğünden başka birşey değil. Neredeyse her C ya da phyton’dan anlayan kendi dağıtımını yapıyor(ya da yaptığını sanıyor).

      Pardus çok daha fazla cesaret ve emek isteyen bir işe girişti. Hiç bir dağıtım altına sığınmadan kendi dağıtımını yaptı. Ama müzik çalar yine Amarok, Office programı yine Libre Office, Tarayıcı yine Firefox. İyi de bunu Ubuntu ya da Fedora da yapıyor? Kaldı ki paket sistemi bile kendine özgün Pardus’un. Bir sürü paket sistemi varken(deb, rpm, yum…) bir de pisi çıktı. Her linux dağıtımda kullanılabilecek Firefox, Gimp ya da Libre Office gibi uygulamalar için pisi yapmak yeterli değil ki? Bir de pisi için paketleme emeği ve zamanı harcanıyor. Bunun yanında öyle her istediğiniz uygulamanın pisi’sini bulamıyorsunuz. On binlerce donanım ve on binlerce yazılımın pisi’sini hazırlamak kolay mı? Kalıp baştan aşağı değişik pisi’nin. Sonra işin yoksa kaynak kod indir “make install” diye uğraş dur.

      İnsanlar özgür olmalı ama yazılım için bu kadar özgürlük bence çok fazla. Microsoft’un geliştirdiği, beğensen de beğenmesen de (Vista ve 7 uçurumu gibi) kalıp budur dediği işletim sistemi hala PC ve Laptoplarda ezici üstünlüğünü koruyor. Korumasın arkadaş! Niye koruyor?

      Linux dağıtımlarında biri tekerleği icat ediyor, diğeri tekerin bağlantı şeklini değiştiriyor, öbürü dört yerine altı tekerlek kullanıyor. Yahu tekerlek icat oldu. Biriniz de kaporta yapın be. Öbürünüz camları yapsın, yürüsün artık şu araba.

      Yorumcu

      28 Haziran 2012 at 16:09

      • Oncelikle “ozgur yazilim”, “free as in freedom”dir; yani “10 tane dagitim var, neden 11.?” veya “3 tane paket sistemi var, neden 4.?” gibi sorulara ozgur yazilimda yer yoktur. Pardus’un var olma fikri degil, var olusu ve var olus bicimi sorun. Bunun cozumu de Pardus’un bitmesinde temelleniyor.

        Bu arada Pardus bit(irile)medi, sadece taban degistirip bizi guldurmeye devam ediyorlar: http://blog.arsln.org/debian-tabanli-yeni-pardus/

        jeaquares

        28 Haziran 2012 at 16:45

  21. Ne üretiyorsunuz bakalım burada, ne kadar aydınlandık, ne kadar aydınlattınız, şunu da yazdıkta insanlar şöyle oldu diye bi anlatında öğrenelim. ciddiyim…
    Bakın size ilginç bir ahahtar kelime veriyorum, üzerine düşünün “ayakbağı” hadi bakalım…

    realist

    22 Ocak 2013 at 01:50

  22. Bitiyor dediğiniz Pardus’a bakınız. http://www.youtube.com/watch?v=WD01p7D5TVA

    Anonim

    21 Şubat 2013 at 04:10

    • İşte TÜRK’ün ve Pardus’un gücü !

      Arkadaşlar, Pardus asla bitirlemez. Pardus bu ülkenin değeridir !
      Pardus ANKA ile özgürlüğün tadını yaşayın.

      Anka Sever

      21 Şubat 2013 at 04:16

    • Helal olsun. http://www.youtube.com/watch?v=WD01p7D5TVA şu videoyu izleyince göğsüm kabardı. Yapanların eline koluna sağlık. İşte gerçekler bunlar.

      Anonim

      22 Şubat 2013 at 11:29

  23. […] Kasim 2011′de bir yazi yazmistim. (Pardus Göte mi Geliyor?) Kullandigim uslup sebebiyle elestirildigim ve bu elestirilere kulak asmadigim malum. Cunku burasi […]

  24. arkadaş, herşeye olumsuz yaklaşım, herşeyi karalama hevesi nereye kadar? bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler. ne gerek var köstek olmaya?
    yani pardus başından beri yanlışlar içinde olan bi proje olabilir. kde dışında destek verememiş olabilir, her türlü donanımı tanımıyor olabilir. pardusçuların ilahi kitabında “(dedi ki) kde dışında destek verenlerden değiliz, şüphesiz ki onlar maymuna dönenlerdendir” mi yazılı ki bi ömür boyu olmayacağı anlamına geliyor? herşey zamanla yavaş yavaş olur. yanlışlardan dönülür, saçmalıklardan kurtulunur, milliyetçi atıflardan arındırılır. rahat tut sen içini.
    hani diyoruz ya, niye biz üniversitelerimizde bilim öğretemiyoruz, niye bilimsel makalelerimize atıf yapan yok. üniversitelerimizi endüstri ile içiçe getiremiyoruz, gerçekçi, reel sorunlara odaklı projeler başlatamıyoruz. gerçekten birşeyler yapmak isteyenin yeteneğini hevesini kullanamıyoruz, çünkü imkan sağlayamıyoruz. evet endüstrimiz maalesef üniversitenin bir nimet olduğunun farkında değil. falan falan falan. her ne kadar tübitak’ın tekelinde de olsa işte bu pardus olayı bizim için önemli bi ar-ge(ydi) aslında. maalesef ki bu konuda her hevesi olanın eline seattle bileti verip microsoft’a staj yapmaya yollayamıyoruz.
    ha niye devlet dairelerinde kullanılıyor, niye böyle bir işe girişiyor tübitak? yani açıkçası pratik kullanımı olmayan bir teknolojinin artık dünya üzerinde tutulabilirliği çok az olan bir çağda yaşıyoruz. amerikada bu işi endüstri kendine görev bilmiş, üniversitelerle birlikte çalışıyor. onların ürettiklerini pratik hayata döküp, onlara finansman sağlıyor. bizde aynı şekilde düşünen zengin sayısı mutlak sıfır olduğu için ne yazık ki aynı düzende çalışamıyoruz.
    neyse, çok fazla üniversite, bilim, endüstri konularına daldım ama benim açımdan pardus bir linux dağıtımı, özgür yazılım projesi, ya da milli işletim sisteminden çok potansiyel bir bilim üretim merkeziydi (potansiyel diyorum, çünkü daha o noktaya gelememişti). artık o da kalmadı, şey olmuş bişeyin davası olmaz (anlayan anlar). o yüzden çok konuşmama lüzum yok.
    son not: yeni gelen yöneticilerden birinin ekibe dönüp, fatih projesi için valla sayenizde microsofta kök söktürdük, lisans başına 5$ indirip aldık gibi laflar söylediği geliyor kulağıma da midem bulanıyor.

    Anonim

    02 Nisan 2013 at 21:34

  25. Hala bu tartışma devam mı ediyor? Pardus hiç bir zaman milli işletim sistemi olmadı, olamazda, gerçekten milli bir işletim sistemi isteniyorsa önce çekirdek sonra işletim sistemini yazmak lazım gnu/Linux’ da milli olmak gibi bir kavram yoktur çünkü yapısı buna müsait değildir. GNU/Linux’un felsefesi yazılımcıların ve kullanıcıların özgürce geliştirip dağıtabileceği bir işletim sistemidir. Bunu Kapitalist sitem ve Sosyalist sistem olarak da adlandırabiliriz, her ne kadar Stallman böyle adlandırmasada.

    denizayar

    07 Nisan 2013 at 18:22

  26. bence senin ne oldugun belli degil…..

    Anonim

    07 Mayıs 2013 at 09:55

  27. Türk milletinin hali bu!Niye Atatürk yaptığı işleri zar zor yapıyoruz!Çünkü bazı serseriler (mallar,yada okumuş mallar)bu milletin kendine güvenini yitiriyor!Siz işletim sistemi yapın sıkıyosa!Burda laf saycağınıza Tübitak’a bağıs yapsaydınız o zaman görürdünüz ne olacağını görün!Herşeye kötü yönden bakarsan illa sinirlenip böyle yorumlar yazacaksınız!Bir yerinde bozukluk var Tübitak’a söyle düzeltsinler!Mesela Pardus’u yapanlardansın.Bir yeri bozuk düzeltirsin,değil mi?Sizin gibi mallar olursa,tabii böyle duruma düşeriz!

    Kerim

    03 Şubat 2014 at 22:24

  28. Öğrencilerim ülkesine, milletine düşman bir Türk evladı örneği istediğinde sizin sitenizin adresini veriyorum. Milli değerlerine karşı sizin kadar kin ve nefret kusanı daha önce görmemiştim.

    Amatörler tarafından katkı yapmak amacıyla çekilmiş olan Kurtlar Vadisi Pusu Pardus Anka Operasyonu videosunu beğenmemiş olabilirsiniz, ismi geçen dizisi sevmiyor olabilirsiniz, bende diziyi sevmiyorum ama amacı sadece katkı vermek olan arkadaşları bu şekilde aşağılamanız, küfür etmeniz bir bayana hiç yakışmıyor.

    Siz ne kadar arzulasanız da Pardus hala ölmedi, yaşıyor. Pardus Pisi, Pisi Linux adıyla devam ediyor, resmi sürümde gönüllüler tarafından Pardus Topluluk Sürümü adıyla devam ettiriliyor. 15 senedir Pardus projesinin yok olmasını isteyen siz ve sizin gibilere rağmen gönüllüler hala çalışıyor.

    Kendi forumunu cinsel bir objeye benzeten, ağzından küfür eksik olmayan biri olabilirsiniz. Pardus’u da eleştirebilirsiniz fakat milli duygularla hareket eden insanları ve gönüllüleri aşağılamak ne sizin nede sizin gibi düşünenlerin haddine değil.

    Hakan Yılmaz

    12 Ağustos 2014 at 06:16


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: